5053873217 [email protected]

LÖSEMİYLE SAVAŞAN 2 YAŞINDAKİ DEFNE KURŞUN İLİK BEKLİYOR

Henüz bir yaşındayken lösemi hastalığına yakalanarak Türkiye’deki binlerce hasta gibi kemik iliği bekleyen Defne Kurşun için umut olabilirsiniz. 2 yaşındaki minik Defne hayata tutunmak için uygun ilik bulunmasını bekliyor.

Büyük bir sosyal medya kampanyasıyla psikolojik destek gören ve uygun ilik bulunarak hastalığın pençesinden kurtulan Gamze’den sonra sıra küçük Defne’de. Bir yıldır hastalıkla yaptıkları mücadeleyi bir blog sitesinde anlatan baba Metin Kurşun’un çabalarıyla twitter’da Defne için hareket başlatıldı. Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören Defne için yapacağınız en büyük iyilik bir tüp kan bağışlamak. Tıpkı Gamze’nin ve binlerce lösemi hastasının hayataını bağışlayacağınız bir tüp kanla kurtarabilirsiniz. Bunun için yapmanız gerekenleri Defne’nin babası şu sözlerle anlatıyor. Bize ise sadece bu sözleri daha fazla insana duyurmak, bir tüp kan için çağrıda bulunmak düşüyor.

KEMİK İLİĞİ ARIYORUZ
Merhaba ;
2 yaşında ki kızımız Defne için ilik arıyoruz.
Tarih ; 11 Mart 2011. Küçük kızımız Defne ‘nin rahatsızlanması sonucu doktora gittik. Bir takım test ve tetkiklerden sonra, doktorumuz teşhisin Mix Infant Lösemi (Kan kanseri) olduğunu söyledi. Doktorumuzun bu hastalıklar ile ilgili, kurtulma şansının tüm faktörler göz önünde bulununca %15 olduğunu belirtince yıkıldık. İlk günler gerçekten çok zordu . Travmayı atlatabilmek bir yana geçen her saniye aleyhimize işliyordu. Bu illetin neden bizim başımıza geldiğini anlamaya çalıştıkça daha çok acı çekiyorduk. En önemlisi de sebebini bilemediğimiz bir hastalıkla nasıl başa çıkabileceğimizi bile bilemiyorduk.
Defne ; Şişli Etfal Çocuk Hastanesinde kemoterapi bloklarına hemen başladı 2011 Kasım ayına geldiğimizde doktorumuz Defne ‘nin iyi bir yola girdiğini ve idame (koruyucu) tedaviye başlayacağını söyledi. O an ki mutluluk inanılmazdı. İçimizde ki umut parçaları ile bu uzun ve zor yolda emeklemeye devam ettik.
Mayıs 2012 ayında Defne ‘nin ani rahatsızlığı ile tekrar hastaneye gittiğimizde maalesef doktorumuz hastalığın nüks (erken relaps) ettiğini belirtti. Bu ikinci yıkılışımız oldu. Defne sadece 6 ay dayanabilmişti . Bu illet hastalık ile bir kez daha savaşmak durumundayız. Doktorumuz kemoterapinin devam edeceğini ama bu arada muhakkak uygun ilik bulunması gerektiğini belirtti. Benim , eşimin ve büyük kızımız Zeynep’ in ilikleri uygun olmadı. Diğer akrabalara bakılıyor ama henüz bir sonuç yok.
Türkiye ‘de Defne gibi ilik bekleyen yüzlerce hasta mevcut. Maalesef kemik iliği doku tiplendirmesi ile ilgili ilik bankasında çok fazla veri yok. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası bu konuda en yetkin organizasyona sahip kurum. http://www.istanbul.edu.tr/itf/index.php?option=com_content&view=article&id=885&Itemid=174
Maalesef Löseminin tam sebebi bilinmediği için etkin bir tedavisi yok. Bu hastalık herkesin ,her bebeğin veya çocuğun başına gelebilir.
Unutmayın ! Bir tüp kan ile bir can kurtarabilirsiniz .
Kan vermekten korkmayın. İlik vücudumuzda bir fabrikada üretilir gibi her gün yeniden üretilir ve tükenmez. İlik nakli acı veren bir şey değildir. Vericiler bir hastaya kan verir gibi iliğini verebilir. Vericiler hemen normal yaşantısına dönebilir. Lütfen korkmayın, üşenmeyin, ertelemeyin… Defne’ ye ve Defne gibi bir çok ilik nakli bekleyen hastaya bir şans verin. Unutmayın bugün bizim başımıza gelen yarın sizin de başınıza gelebilir.
Eğer gönüllü olmak isterseniz Kemik iliği Verici Rehberi (ek2) ‘ni okuyunuz ve bizlerle irtibata geçiniz. Aklınıza gelen her türlü sorularınız için 7/24 aşağıda ki telefondan veya mail adresinden ulaşabilirsiniz.
Saygılarımla,
Metin KURŞUN
532 508 65 07
[email protected]
_ HER GÜN 20 KİŞİ KAN VEREBİLİYOR, İMKANLAR KISITLI LÜTFEN ARAMADAN HAREKET ETMEYİN..
_ BİR AN ÖNCE ÇAPA KEMİK İLİĞİ BANKASINA GİDİLEREK BİR TÜP KAN BAĞIŞINDA BULUNARAK HEM DEFNEMİZE HEMDE İLİK NAKLİ BEKLEYEN BİNLERCE HASTAYA DONÖR OLABİLMEKTİR.GİDECEK OLANLAR GİDECEĞİ GÜNLERİNİ BU SAYFADA PAYLAŞSIN Kİ BİR GÜNDE 20′DEN FAZLA KİŞİNİN GİTMESİNİ ENGELLEMİŞ OLALIM.
_ 2 AY İÇERİSİNDE 7/24 kan verebilirsiniz.. eğer mesai saatinde giderseniz ÇAPA KEMİK İLİĞİ BANKASINDA veriyorsunuz.. mesai saati dışında giderseniz FAKÜLTE İÇİNDEKİ KAN MERKEZİNE gidip “kemik iliği bağışcısı olmak istiyorum” deyip gene bir tüp kan verebilirsiniz.

Defne’nin babası Metin Kurşun’un bahsettiği İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi tarafından yayınlanan Kemik İliği Verici Rehberi ise şöyle:

BEBEKLE ‘TATİL’ YAPMANIN İNCELİKLERİ!

Bakmayın tatil dediğimize, eğer çocuklarınızın yaş grubu 3’ün altındaysa sizin tatil olarak adlandırdığınız zaman dilimi birer eziyete dönebilir. Yok gözüm korkmuyor benim, ille de deniz, güneş, kum diyorsanız yazıya bir göz atın…

Tüm kışın yorgunluğunu atmak, minik afacan ya da afacanlarınızla doyasıya vakit geçirmek, onların eğlendiğini görmeye karar verdiniz ve çocuklarınızla tatil için yola koyulmaya karar verdiniz. Kafanızdaki en büyük soru tatil seçeneğinizin ne olacağıdır. Bu konuda en avantajlı görünen seçenek anneanne ya da babaannelerin de konakladığı yazlıklardır. Büyüklerin küçüklerle ilgilendiği bir zaman dilimi sizin nefes alacağınız anları oluşturur. Tatilde daha bir sevimli hale gelen miniğiniz büyüklerin elinde öpülüp, koklanırken siz o sırada uzun süreli bir yüzmenin tadını çıkarabilir, eşinizle kısa bir yürüyüşe çıkabilir ya da uyku sonrası kaçamak yapıp, bulunduğunuz yerin gece hayatına bir göz atabilirsiniz.

İkinci seçenek otel konaklamaları olabilir. Yalnız bu durum, henüz yürümeyi yeni yeni öğrenen ya da emekleyen bir bebeğiniz varsa sizin için tehlike çanlarının çalmasına neden olur. Evinizde hijyen içinde büyüttüğünüz, gözünüzden sakındığınız bebeğinizin otel odasında yerde emeklediğini görmek otelin yıldız sayısının da umurunuzda olmamasına neden olur. İstediği kadar çocuk-bebek dostu olsun hiçbir otel sizin için ev ortamından daha sağlıklı değildir.

Bu nedenle farklı bir seçenek olarak istediğinizin dezenfekte ortamı yaratabileceğiniz bir yazlık kiralamanız da seçenekler arasında yer alır. Eviniz kadar doğal ve temiz olmasa da kendinize uygun bir hale getireceğiniz geçici konaklama mekanınızda da dikkat edeceğiniz noktalar bulunur. Bunların başında da evin havuzu gelir. Eğer müstakil ve havuzlu bir evde konaklayacaksanız, sizin için en büyük tehlike dışa açılan kapılardır. Siz ne kadar dikkat ettiğinizi düşünseniz de bir anlık ihmal, gözden kaçırma kötü sonuçlar doğurabilir.

Yemek de sizin için en büyük soru işaretlerinden birini oluşturur. Ek gıdalara yeni yeni alışan bebeğiniz için blendırsız, sebze çorbasız çıkılan yolculuklar sizin yeni alternatifler doğurmanızı sağlayacaktır. Örneği hazır mamalar ya da çatalla ezilen haşlanmış sebzeler. Bugün birçok çocuk doktorunun da onayladığı hazır mamalardan tatil sırasında yararlanmanız inanının çocuğunuzun sağlığını, gelişimini bozmayacaktır. Bu sadece sizi rahatlatacak, adına yakışır bir ‘tatil’ yapmanızı sağlar. Fakat her öğünü hazır mamayla geçiştirmek de sağlıklı değildir. Bunun için yanınızda bulunduracağınız küçük bir rende ve her markette bulabileceğiniz hazır meyveler imdadınıza koşar. Eğer otelde tatil yapıyorsanız, diyet büfelerindeki haşlanmış sebzeleri de alternatif olarak kullanabilirsiniz. Yeter ki siz ‘rahat’ bir ebeveyn olup, bebeğinizin büyümeye başladığını kabul edin. Sadece bildiğinizi sandığınız koşulların değil, farklı farklı seçeneklerinizin olabileceğinin farkına varın. Bu size sadece tatilde değil günlük yaşamınızda da çocuk yetiştirirken bile büyük fayda sağlayacaktır. Hayatta her şeye yüreği, beyni, gönlü açmak, sezilere güvenmek, akışına bırakmak çocuk yetiştirirken de ihtiyacınız olan duygulardır.

 

DİKKAT! ÇOCUKLAR 3,5 CM’LİK SUDA BİLE BOĞULABİLİR!

Milliyet Cadde yazarı Dr. Hasan İnsel, çocukların su başında tek başına bırakılmaması gerektiğini yazdı. Yaz günlerinin en büyük tehlikesine dikkat çeken İnsel, kovalar, banyolar, şişme havuzlar, tuvaletler, leğenler ve jakuzilerin bile çocukların hayatını tehdit ettiğini yazdı. İşte İnsel’in bugünkü yazısı:  

Ibiza’da kaldığımız tatil köyünün yüzme havuzunun yanından, restorana doğru yürüyorduk. Havuzun etrafı çok kalabalıktı. Havuzun hemen sonunda bebekli ve küçük çocuklu aileler için takriben 20-30 cm. derinliğinde ikinci bir havuzcuk yapmışlardı. Onun başı daha da kalabalıktı, anneler birbirleriyle sohbet ediyor, herhalde göz uçlarıyla da çocuklarını kontrol ediyorlardı. Birden eşim Zuhal, “Havuzun dibinde çocuk var” diye çığlık attı. Hemen havuza girdim. O kadar sığdı ki, atlamadım, zıpladım. Koskoca bir adam, bebek havuzunun içine zıplayınca, tabii herkes de baktı ve bizim gördüğümüzü onlar da gördü. Küçücük bir bebek dipte yatıyordu, elleri yana açık, yüz üstü. Belinden kavrayıp dışarı çıkarttım, kısa bir öksürükten sonra ağlamaya başladı hiçbir şey olmamışçasına. Sudan çıkartışımı gören annesi ve diğer 20 kadar kadın, etrafımı sardı. Bebeğini elimden kapan anne, hem panikten hem de mutluktan ağlıyor, bir yandan da “Hep gözümün önündeydi, nasıl oldu anlamadım diye” bilinçsizce durumu anlatmaya çalışıyordu. Birkaç dakika kaybedilseydi çok tatsız gelişebilecek bir olay, büyük bir şans eseri mutlu sona kavuşmuştu.

ABD ‘Safe Kids’ kuruluşunun verdiği bazı kriterler var:

* Bir çocuk su altında 2 dakika kalınca bilincini kaybeder.
* Su altında kalan çocukta 4-6 dakika arasındaki bir sürede geri dönülmez beyin hasarı oluşmaya başlar.
* Çoğunlukla çocuklar su altında 10 dakika kaldıktan sonra bulunurlarsa, maalesef yapacak pek bir şey kalmamıştır.

3-5 cm.’lik suda bile boğulabilirler

Bebekler ve küçük çocuklar, yerine göre 3-5 cm.’lik suda dahi boğulabilirler. Kovalar, banyolar, şişme havuzlar, tuvaletler, leğenler ve jakuziler, çocukların hayatını tehlikeye atabilecek tuzakların başında gelir. Tabii bunun yanında da denizler, nehirler ve göller de zaten bilinen, korkulan yerler.
En ağır bölgesi başı olduğu için, küçük çocuk, bir kovanın içine bakarken veya tuvaletin içine doğru uzanırken başının ağırlığından dolayı içeri düşebilir. Maalesef içlerinde 20 lt. kadar su olan kovalar veya benzeri su kapları çocuktan daha ağır oldukları için devrilmezler ve çocuk ne kadar hareket ederse etsin kendini kurtaramaz.

Alarm koymak en etkin çözüm

Kesinlikle kola takılan veya özel olarak insan kurtarmak için yapılmamış olan oyuncak tip can yelekleri, şişme simitlere güvenmeyin, bunlar patlayabilir, çıkabilir veya yanlış bir harekette çocuğun başını suyun içinde tutarak nefessiz kalmasına neden olabilir. Bebek veya küçük çocuğunuz varsa, yüzme havuzunuza, internette biraz araştırmayla bulunabilen, havuza bir şey düşünce dalgalanan suyun sarsıntısından çalan alarmlardan koyun.
Ne olursa olsun, kısacık bir telefon konuşması için dahi olsa, kesinlikle çocuğunuzu dolu banyo küvetinde yalnız başına bırakmayın, düştüklerinde küçük çocukların kaydıkları için kendilerini sudan çıkarmaları pek kolay değil. İki çocuğunuz varsa, büyük çocuğun küçüğe yeterince dikkat edebileceğini sanmayın, çocuklar bazen oyun oynamaya o derece konsantre olurlar ki, etraflarındaki her şeyi unutabilirler.

İlkyardım kursu alın

Görüldüğü gibi büyükler için hiç de tehlikeli olmayan bazı yerlerde, bebekleri ve küçük çocukları kısacık bir süre için olsa bile, gözden uzak bırakmamaya dikkat etmek, yaşamsal derecede önemli. Eğer olur da böyle bir olay kendi veya bulundukları yerde bir başkasının başına gelirse diye de, bence mümkün olan herkes, en azından genç anne ve babaların, ilkyardım kurslarına katılmaları ve acil durumlarda ne yapmaları gerektiğini öğrenmeleri en akılcı yol. Bu kurslar çeşitli kuruluşlarca, ülkemizde pek çok yerde organize ediliyor, internetten kolaylıkla bulunabiliyor.

EMZİRDİĞİ BEBEĞİ EVLAT EDİNMEK İSTİYOR

Kuşadası’nda yol kenarında ağlayan terk edilmiş bebeği emzirdikten sonra yetkililere teslim eden Sacha Kristensen, “Bebeği görünce bir anne olarak ağladım. Şimdi onu düşünüyorum” dedi ve ekledi: “Evlat edinmek isterim”
Eşi ve bebeğiyle Kuşadası’ndaki tatilden ülkesine dönerken yol kenarında ağlayan terk edilmiş bir bebek bulan ve onu emzirdikten sonra yetkililere teslim eden Danimarkalı fedakar anne Maria Sacha Kristensen, bebeği evlat edinmek istediğini söyledi. Danimarka’ya dönen Maria Sacha Kristensen duygularını SABAH ile paylaştı. Evine döndükten sonra kendini çok üzgün hissettiğini anlatan Kristensen, sürekli emzirdiği bebeği düşündüğünü söyledi. Bebeği yol kenarında terk edilmiş halde gördüğünde gözyaşlarına hâkim olamadığını belirten Kristensen şöyle konuştu: “Benim de emzirdiğim bir oğlum var. Bebeği görünce bir anne olarak ağladım. İlk başta sağlık durumu kötü olabilir diye endişe ettim, fakat sütümü verdikten sonra gözleri açıldı. Sütüm ona çok iyi geldi. Ağladıktan sonra onu bulduğum için de çok sevindim. Şimdi onu düşünüyorum. Umarım sağlık durumu daha da iyi olacak.” Kendisinin 6.5 aylık hamile olduğunu da vurgulayan Kristensen, “Bebeği almayı isterim. Onu tekrar görmeyi çok istiyorum” diye konuştu.

TEŞEKKÜR MEKTUBU
Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı ise büyük bir fedakârlık yaparak yolda bulduğu bebeği emziren Danimarkalı turistin adresini bulup bir teşekkür mektubu yazacağını söyledi. Danimarkalı turistin hem annelik hem de insanlık duygusuyla bebeği emzirmesinin takdir edilecek bir durum olduğunu ifade eden Kaymakam Boyacı, “Gurur duyduk. İleride şartlar ve imkânlar değerlendirilip Kuşadası ya da Selçuk’ta ödül olarak onları misafir etmek isteriz” diye konuştu. İzmir Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Zekeriya Ertaş Danimarkalı annenin davranışının takdir edilmesi gereken bir durum olduğunu vurguladı. İzmir Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, hastanede ‘Ceren’ ismi verilen bebeği koruma altına aldı. Minik bebeğin Karşıyaka Çocuk Yuvası’na götürüleceğini ifade eden yetkililer, “Emniyet güçleri de biz de bebeğin ailesini araştırıyoruz. Bulunursa aile hakkında hukuki işlem yapılacak. Ailenin bulunması durumunda pişman olup olmadığına ve ekonomik durumuna bakılacak. Araştırma sonunda bebeğin yuvada mı yoksa aile yanında mı kalacağı kararlaştırılacak” dedi.

Annesi, ayağındaki mürekkepten bulunacak
İKİ günlük olduğu tahmin edilen bebeğin ayağında mürekkep izi bulunması nedeniyle hastanede dünyaya geldiğinin tahmin edildiği, bu ayak izi sayesinde anneye ulaşılmaya çalışıldığı bildirildi. Minik bebeği emziren Sacha Kristensen’in ülkesinde huzurevinde hastabakıcı olarak çalıştığı, eşi Kent Sörensen Kristensen’in ise marangoz olduğu, çiftin Mukas isminde bir oğlu olduğu belirtildi.

Ağaç altına bırakılmıştı
Hayat kurtaran tesadüf, önceki gün saat 11.00 sıralarında Menderes- Kuşadası Yolu Yonca köy mevkisinde yaşandı. 2 gün önce doğduğu tahmin edilen kız bebek kimliği henüz tespit edilemeyen kişi ya da kişilerce yola 3-4 metre mesafedeki ağacın altına bırakıldı. Sepet içinde ağlayan bebeği şans eseri yoldan geçmekte olan taksinin şoförü Abdullah Orbay fark etti. Tatilleri bittikten sonra Danimarka’ya dönen turistleri İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na götüren Orbay, bebeği görünce aracı durdurdu. Turistlerle araçtan inen Orbay sepeti açınca içinde yeni doğmuş kız bebek olduğunu gördü. Danimarkalı turist yeni doğmuş bebeğin aç olduğunu anlayınca anne şefkatiyle minik bebeği emzirdi. Taksi şoförü Orbay da durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Selçuk Devlet Hastanesi’ne götürülen bebeğe çalışanlar ‘Ceren’ ismini verdi. (Sabah)

ALERJİK ÇOCUKLARIN NEDENİ ŞEHİR HAYATI MI?

ABD’de yapılan, 18 yaşın altındaki 38 bin 465 çocuğun katıldığı araştırma şehirde yaşayan çocuklarda gıda alerjisine daha fazla rastlandığını, ayrıca bu çocukların fıstık ve kabuklu deniz hayvanlarına alerjisinin iki kat fazla olduğunu gösterdi.

Araştırmada, şehirde yaşayan çocukların yüzde 9,8’inde, kırsal kesimdekilerin ise 6,2’sinde gıda alerjisi olduğu belirtildi. Araştırmaya imza atanlardan Ruchi Gupta, bu durumun çevrenin gıda alerjisinin gelişiminde etkili olduğunu gösterdiğini, benzer durumların daha önce astım hastalığında da görüldüğünü vurguladı. Gupta, çevresel etkenlerin daha iyi anlaşılmasının gıda alerjisini önleme çabalarına yardım edeceğini belirterek, bir sonraki adımda bu etkenlerin belirlenmesine yoğunlaşacaklarını ifade etti.

En fazla gıda alerjisinin görüldüğü bölgeler, Nevada, Florida, Georgia, Alaskta, New Jersey, Delaware, Maryland ve Columbia olarak sıralandı. (Milliyet)

2 YAŞA KADAR EMZİRMEK SORGULANIYOR!

Dünya Sağlık Örgütü bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü, sonrasında ise 24 ay e gıda yanında anne sütüyle beslenmesini önerirken doktor Alparslan Aksu ilginç bir iddiada bulundu. Aksu’ya göre 1 yaşından sonra anne sütünün yararı yok. 

1 Anne sütünün, her geçen gün yeni bir faydası ortaya çıkıyor ve dünya şimdi çocuğu kaç yaşına kadar emzirmek gerektiğini konuşuyor. Kimileri bir yaşına kadar, kimileriyle üç-beş yaşına kadar emzirmek gerektiğini söylüyor. Time dergisine de ‘Yeteri Kadar Anne misiniz?’ başlığıyla kapak olan konuyu Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alparslan Baksu değerlendirdi.
Çocuğu kaç yaşına kadar emzirmeli? Kadınların, iş hayatında daha fazla yer almaları nedeniyle artık uzun süre emzirmeleri mümkün olmuyor. 6 ay itibariyle ek gıdalar alan ve bir yaşından itibaren birçok gıdayı tüketebilen bebeklerin de anne sütüne olan ihtiyaçları azalmaktadır.

NORMAL GIDAYA ALIŞAMAZ
Çocuklarını üç hatta beş yaşına kadar emziren anneler var. Bu kadın sağlığı açısından yararlı mı?
Günümüzde annelere en az altı ay olmak üzere, bir yıl kadar emzirmelerini öneriyoruz. Bazı kadınlar, çocuklarını üç-beş yaşına kadar emziriyor. Bunun ne anneye ne de bebeğe bir faydası yok. Zaten bir yaşından sonra çocuk; inek sütü dahil birçok gıdayı tüketebilmektedir. Bu dönemden sonra anne sütü, bebeğin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Ayrıca bu dönemde yoğun anne sütü alması çocuğun çiğneme alışkanlığını geç kazanmasını ve normal gıdalara geç alışmasını sağlar. Fakat sosyoekonomik statüsü düşük olan bölgelerdeki çocukların, temiz ve ucuz bir besin olduğu için anne sütünü iki yaşına kadar tüketmesi önerilmektedir.

EMZİREN DE GEBE KALIR
Emziren kişi, doğum kontrol yöntemi kullanmalı mı?
Emziren kadına rahim içi spiral uygulanabilir. Ayrıca sadece progesteron hormonu içeren hap ve üç aylık iğne de kullanılabilir. Bu yöntemlere doğumdan üç hafta sonra başlanırsa, süt oluşumu etkilenmez.
Emzirirken hamile kalınır mı?
Emzirme, kadında yumurtalıkların çalışmasını baskıladığı için doğum kontrolüne katkı sağlar. Emzirmenin ilk altı ayında çocuk, anne sütüyle besleniyorsa koruyuculuk oranı yüzde 90’a çıkabilir. Fakat altıncı ayda koruyuculuk yüzde 60’lara kadar düşer. Yani emziren kadınlar da hamile kalabilir.
EMZİREN KADINDA KALP KRİZİ RİSKİ AZ!
Emzirmenin anneye faydaları nelerdir?
Rahim kasılmalarını artırarak, doğum sonrası kanamaları azaltır. Büyümüş olan rahmi, normal boyutlara indirir.
Annede menopoz öncesi gelişebilecek meme kanseri oranını azaltır.
Rahim ve yumurtalık kanser riskini azaltıcı etkisi vardır.
Emziren kadınlarda diyabet, tansiyon yükselmesi ve kan yağlarındaki artış emzirmeyenlere göre daha az görülür.
Emziren kadınlarda kalp krizi ve damar hastalığı riski azalır.

ANNE SÜTÜ BEBEĞİ HASTALIKTAN KORUR
Emzirmenin bebek için en önemli faydaları nelerdir?
Anne sütünün içindeki protein, karbonhidrat, yağ, mineral ve vitaminler son derece besleyicidir.
Sindirimi çok kolaydır.
Bebeği enfeksiyonlardan koruyucu etkisi vardır. Sütün içerisindeki antikorlar sayesinde bebek birçok hastalıktan korunur.
Sağılarak elde edilen anne sütü ne kadar saklanabilir, anne sütü bozulabilir mi?
Anne sütü, buzdolabında 48 saat saklanabilir. Günlük kullanılan dondurucularda üç ay, derin dondurucularda ise altı ay kadar saklanabilir. Dondurulma sütün bağışıklık sistemine yaptığı katkıları azaltır, fakat besin değerini azaltmaz. Dondurulmuş süt mikrodalga fırında ısıtılmaz.

EMZİRME SÜRESİYLE MENOPOZ İLİŞKİSİ…
Uzun süre emzirme sonucu âdet görmeme kadınlarda ne gibi değişikliklere neden olur?
Uzun süre âdet görmeme yumurtalıkların çalışmasının baskılandığı anlamına gelmektedir. Bunun en önemli sonucu vajinadaki değişikliklerdir. Östrojen hormonu eksikliğine bağlı olarak kadın vajinasında kuruluk oluşur. Bu da cinsel ilişkide ağrı, acıma ve yanmaya neden olur. Yapılan çalışmalarda emzirme süresi ile menopoz yaşı arasında ilişki bulunmuştur. Emzirme süresinin uzaması, kadında menopoz yaşının artmasına ve doğurganlık süresinin uzamasına katkı yapmaktadır.
Emzirme anne ile bebek arasındaki bağ için olmazsa olmaz mıdır?
Bebeğin kendisini aciz hissettiği bir anda (doğumdan hemen sonra) annesiyle ten teması yapması ve onu emmesi, kendini güvende hissetmesini sağlar. İlk duygusal bağ çok önemlidir.

LOHUSALAR EN AZ 2 LİTRE SU İÇMELİLER
Komposto ve pekmez gibi şekerli gıdalar sütü artırır mı? Lohusa kadınların bunları fazla tüketmesi önerilir mi?
Hayır, anne sütünün yüzde 90’dan fazlası sudur. Emziren kadınların şekerli gıdaları çok fazla tüketmesini önermeyiz. Şekerli gıdaları, fazla tüketmek anne sütü miktarını artırmaz. Lohusa kadınların günde en az 2 litre kadar su içmelerini öneririz. Yeterli süt gelmesi için en önemli faktörleri; doğru ve sık emzirme, yeterli sıvı alma şeklinde sıralayabiliriz.

Esra Tüzün/Sabah