Can Yaman Aldatıldı mı ?

Dolunay, Bay Yanlış ve Erkenci Kuş gibi dizilerle ününü ülke sınırları dışına da taşıyan Can Yaman’ın aşk hayatı çok da iyi gitmiyor. Sandokan dizisinin hazılıkları ve çekimleri için İtalya’ya giden genç oyuncu orada gönlünü İtalyan spiker Diletta Leotta’ya kaptırmıştı. Hatta Can Yaman, güzel spikere evlenme teklifi etmişti. Bir süredir ayrılık haberlerinin kulaktan kulağa yayılmasının ardından İtanyan basınında yer alan fotoğraflar ayrılığın kanıtı gibi!

Kerem ve Hande Artık Kaçmıyor

Hande Erçel ve Kerem Bürsin Maldivler’e tatile giderken görüntülendi.

ikili dönüşte hayranları tarafından havalimanında el ele görüntülendi. Erçel ve Bürsin’in sponsorlu tatile çıktıkları ve kaldıkları otele tek kuruş para ödemedikleri öne sürülmüştü. Normal şartlarda gittikleri yerleri gizli tutan ikili Instagram’da otelin adını etiketleyerek sık sık paylaşımlarda bulunmuştu.

Öte yandan Bürsin, yıllar sonra Serenay Sarıkaya hamlesinde bulundu. Eski aşkı Sarıkaya ile 2016’da birlikte gittikleri tatilden çekilen bir kareye etiketleyen Bürsin, neredeyse beş yıl sonra ‘Serenay Sarıkaya’nın etiketini kaldırdı.

Al Pacino 81 Yaşında

25 Nisan 1940’ta Doğu Harlem’de, Sicilya kökenli Salvatore ve Rose Pacino’nun tek çocuğu olarak dünyaya geldiğinde ona Alfredo James Pacino adını verdiler. Broadway’de sahneye çıktığı ilk oyun Does the Tiger Wear a Necktie’daki rolüyle Tony Ödülü’nün sahibi oldu. 1969 yılındaki ilk filmi Me, Natalie’yi, Panic in Needle Park takip etti. The Godfather’daki Michael Corleone rolüyle artık dünya onu Al Pacino olarak tanıyordu. İşte 81 karede 81. yaşını kutlayan yaşayan efsane Al Pacino…

Ad Soyad: Al Pacino Doğum Tarihi: 25 Nisan 1940 Nereli: New York, Amerika Meslekler: Sinema Oyuncusu Ölüm Tarihi: —
Al Pacino kimdir, Özellikle Godfather ve Scarface‘deki oyunculuğuyla sinema tarihine adını kazımış, Amerikalı aktör, yönetmen.

Uzun süren sinema kariyeri boyunca, Hollywood’un baş aktörlerinden biri olarak görülen Al Pacino, 25 Nisan 1940‘ta New York, Doğu Harlem’de dünyaya geldi. Güzel sanatlar Okulu’na giderken 17 yaşında okuldan ayrıldı ve çeşitli işlerde çalışmaya başladı.

Bir yandan da oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında ” Actors Studio ” da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep’de rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı ” The Indian Wants the Bronx ” ile Obie Ödülleri En Iyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

Al Pacino’nun Broadway’de sahneye çıktığı ilk oyun ” Does the Tiger Wear a Necktie ? ” dir. Her ne kadar oyun kırk gösterimden sonra kaldırıldı is sağlayamayan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı rolüyle Tony Ödülü‘nün sahibi oldu. Al Pacino’nun kariyerindeki ilk filmi, 1969 yılında çevirdiği Me, Natalie’ dir. Bir sene sonra yine bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı Panic in Needle Park her ne kadar başarısız bulunsa da, üstün bir performans sergileyen Al Pacino büyük övgüler aldı.

Buradaki başarısıyla, yapımcılığını Paramount’un üstlendiği, Francis Ford Coppola’nın ” The Godfather ” ( Baba ) filminde Michael Carleone rolünü oynamaya hak kazandı. Bu filmdeki muhteşem performansı ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ına aday gösterilerek çıkışına devam eden Pacino, 1973’te Scarecrow filmiyle pek iyi bulunmazken, polis draması ” Serpico ” ve ” The Godfather Part II ” ( Baba 2 ) gibi sükse yapan filmler ile karnesini düzeltti.

Baba 2 ile üçüncü defa Oscar’a aday gösterilen Al Pacino, 1975 yılında çevrilen ” Dog Day Afternoon “da, homoseksüel sevgilisinin cinsiyet değiştirme ameliyatının parasını karşılamak için banka soymaya kalkan bir aşığı canlandırdı. Başarılı filmlerle ününe ün katan Pacino, 1977 tarihli, otomobil yarışlarını konu alan ” Bobby Deerfield ” daki kötü performansı ile inişe geçti.

Çareyi Broadway oyunlarına dönmekte buldu ve başrolünü oynadığı The Basic Training of Pavlo Hummel ile ikinci kez Tony ödülünün sahibi oldu. Hollywood’a döndükten sonra rol aldığı …And Justice for All ile eleştirmenlerin gönlünü alamasa da sinemaseverlerin gönlünde bir defa daha taht kurdu.

Pacino’nun daha sonra rol aldığı filmleri, seri bir homoseksüel katilin peşinde olan bir polis memurunu canlandırdığı ” Cruising ” ve ” Author Author ” adlı komedi iş yapmadı. 1983 yılında Brian De Palma‘nın yönettigi, şiddeti bol ” Scarface “ ( Yaralı Yüz ) ise ilk gösterildiğinde vasat bulunmasına karşın daha sonra sinemanın kült filmleri arasındaki yerini aldı.

 

Fakat başarının arkasından tekrar başarısızlık geldi ve Pacino tarihsel epik ” Revolution ” ( Devrim )’dan sonra gözlerden uzaklaştı. Bu arada ” The Local Stigmatic ” filmiyle yönetmenliği denedi. Ki bundaki başarısı filmin sinemalarda hiç gösterilmemiş olması ile eşleştirilebilir.

Al Pacino’nun dönüşü, 1989’da çekilen ” Sea of Love ” ( Aşk Denizi ) filmi ile oldu. Film büyük sükse yaptı. Pacino yeniden bir stardı! 1990’da gösterişli bir gangsteri oynadığı ” Dick Tracy ” ile altıncı kez Oscar’a aday olan Pacino, aynı yıl çevrilen, üçlemenin üçüncü ayağı ” The Godfather Part III ” ( Baba 3 ) ‘de kendisinden bekleneni veremedi.

Ertesi yıl çevirdiği romantik komedi ” Frankie and Johnny ” ve ardından gelen ” Glengarry Glen Ross “, vasatı geçemeyen filmleriydi. Uzun süren sessizliğin ardından ” Scent of a Woman ” ( Kadın Kokusu ) ‘ndaki muhteşem oyunculuğu ile nihayet Oscar heykelciğine kavuşmayı başardı.

1993’te Brian De Palma ile tekrar çalıştığı ” Carlito’s Way ” ve 1995’te Michael Mann’in yazıp yönettigi, ve Robert De Niro’nun canlandırdığı bir hırsızın peşindeki polisi oynadığı Heat ile kariyerine devam eden Pacino, 1996’da politik bir dram olan ” City Hall ” da rol aldı. Fakat o sene dikkatleri daha çok yazıp yönettiği ve rol aldığı ” Looking for Richard ” ile çekti.

1997 senesinde genç Hollywood starları ile çevirdiği filmler gündemdeydi. Önce Johnny Depp ile ” Donnie Brasco ” ve sonra Keanu Reeves ile ” The Devil’s Advocate ” ( Şeytanın Avukatı ) … Al Pacino, 1999 yapımı ” The Insider ” ( Köstebek ) ile sinemaseverlerin karşısındaydı. Başrolü Russel Crowe ile paylaşan Pacino , sigara şirketlerinin halktan gizlediği sırların anlatıldığı ve yayın aşamasında kıyametin koptuğu ” 60 Dakika ” adlı programın yapımcısı Jeffrey Wigand’ı canlandırdı.

2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone’un üstlendiği ve başrollerinde Cameron Diaz, James Woods ve Dennis Quaid gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı ” Any Given Sunday ” ( Kazanma Hırsı ) adlı filmde oynayan aktör, Tony D’Amato adında futbol aşığı bir koçu canlandırdı.

2002 yılında görevi sırasında zor duruma düşen deneyimli bir dedektifi canlandırdığı ” Insomnia ” (Uykusuzluk) filmi ve kurnaz bir yönetmeni canlandırdığı ” Simone ” filmi ile izleyicilerin karşısına çıktı.

2003 yılında ” The Recruit ” (Çaylak) filmi ile CIA ajanını canlandıran Al Pacino, televizyonda izlenme rekorları kıran tv dizisi ” Angels in America ” ile sevenlerinin gönüllerinde bir kez daha taht kurdu. 2005 yılında gişede başarısız olan Kirli Para adlı film ile sevenlerini üzen ünlü aktörün, 2007 yılında rol aldığı 88 Minutes (88 Dakika) adlı film de gişe başarısı gösteremedi.

Righteous Kill adlı, 2008 yapımı filmde, on üç yıllık aradan sonra Robert De Niro ile beraber rol aldı.

Usta aktör 2009 yılı itibarı ile sinema projelerine tekrar hız vermiştir. 2009 yılında gösterime girmesi beklenen You Don’t Know Jack ve de 2010 yılında gösterime girecek olan Mary Mother of Christ adlı filmler ile sinema hayatına devam etmektedir.

Al Pacino’nun üç çocuğu bulunmaktadır.

Kavga Ettiği Mekanı Satın Aldı

UFC’nin yıldızı Conor McGregor  Des Keogh’u yumruklarken kameralara yakalandığı bara ortak oldu.

Temmuzda Dustin Poirier’e karşı bir üçleme dövüşe hazırlanan McGregor haberi doğrulayarak, anlaşmazlık yaşadığı kişinin mekanda istenmediğini söyledi. McGregor, Twitter üzerinden kavga ettiği kişiye seslenerek “Sen ve senin adamların yasaklandı” dedi. 32 yaşındaki dövüşçünün Dublin’deki Marble Arch isimli mekan için 2 ila 2,5 milyon dolar (yaklaşık 16,8 ila 21 milyon TL) arasında ödeme yaptığı tahmin ediliyor.

2019’da pub’da sözkonusu kişiyle McGregor arasında bir itiş kakış yaşanmış, karma dövüş sporcusu özür dilemiş ve Dublin Bölge Mahkemesi dövüşçüye 860 sterlin (yaklaşık 10 bin TL) para cezası vermişti.

Hakan Altun’un Sağlık Durumu Nasıl ?

Program çekimleri öncesi rahatsızlanarak, ekip arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan Hakan Altun’un tedbir amaçlı 5 gün yoğun bakımda tutulacağı belirtilmesinin ardından yakın dostu Zafer Algöz konuştu.


Zafer Algöz, Hakan Altun’u Nişantaşı’nda tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti. Hürriyet’ten Sayit Durmaz’ın haberine göre; Hastane çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Algöz, “Kardeşim Hakan Altun’un durumu gayet iyi. Yoğun bakımdan çıktı. Aşırı yorgunluk nedeniyle beyninde kan pıhtılaşması olmuş” dedi.

Mathew Texas Valisi mi Oluyor ?

Tyler’daki Teksas Üniversitesi ve Dallas Morning News tarafından düzenlenen ankette, McConaughey yüzde 45’le ilk sırada yer aldı. 1.126 katılımcının yüzde 33’üyse iki dönemdir görevi sürdüren Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott’a oy vereceğini söyledi.

Öte yandan Cumhuriyetçi katılımcıların çoğu Abbott’ı desteklemeyi düşündüklerini kaydederken, Demokrat Partili katılımcıların önemli bölümüyse merkezde durduğunu açıklayan McConaughey yerine daha ilerici bir adayı destekleyeceğini bildirdi.

Anketi yöneten Mark Owens, McConaughey’nin eyalete verdiği desteğin birçok kişi tarafından bilindiğini belirterek “Anketimize katılanların çoğu onun hikayesini biliyor ve birçoğu bundan sonra ne yapacağını görmek istiyor” dedi.

%d blogcu bunu beğendi: